Davranışsal Finans: Aşırı Tepki ve Kullanılabilirlik Önyargısı

Piyasa verimliliği kavramı, güvenlik ile ilgili yeni bilgilerin piyasadaki güvencenin fiyatına az ya da çok yansıtılacağını varsayar. Bir şirket hakkında iyi haberler, işletme hisse fiyatını orantılı bir miktarda artırmalı ve bu fiyat, şirket hakkında yeni bilgiler bulunana kadar sabit kalmalıdır.

Gerçekte, bu idealize edilmiş beklenti, nadiren böyle temiz, engelsiz bir şekilde geçmektedir. Çoğu zaman, borsadaki katılımcılar aslında yeni bilgilere aşırı tepki veriyor, böylece bilginin kapsamına göre fiyatı üzerinde olması gerekenden daha büyük bir etki yaratıyorlar. Ek olarak, normal olarak iyi haberlere eşlik eden fiyat artışı kalıcı bir eğilim değildir; daha çok, yeni bir bilgi verilmemiş olsa bile zamanla aşınmaya eğilimlidir. “Davranışsal Finans: Aşırı Tepki ve Kullanılabilirlik Önyargısı” yazısını okumaya devam et

Davranışsal Finans: Aşırı Güven (Overconfidence)

aşırı güven

Aşırı güven, tüm psikolojik önyargıların anasıdır. İnsan muhakemesini etkileyen önyargıların en büyüklerinden ve en yaygın olanlarından birisidir. Örneğin, araç sürücülerinin yüzde 93’ü ortalamadan daha iyi şoför olduklarını iddia etmektedir ki bu istatistiksel olarak imkânsızdır.

Araştırmacı James Montier, 2006 yılında “Kötü Davranış – Behaving Badly” başlıklı bir araştırmasında, ankete katılan 300 profesyonel fon yöneticisinin % 74’ünün, ortalamanın üstünde bir iş performansı sunduğuna inanmıştı. Geriye kalan % 26’sının çoğunluğu, kendilerini ortalama olarak görüyordu. İnanılmaz bir şekilde, anket grubunun neredeyse % 100’ü, iş performansının ortalama veya daha iyi olduğuna inanıyordu. Açıkça, örneklemin sadece % 50’si ortalamanın üzerinde olabilir. Buda fon yöneticilerinin sergilediği irrasyonel olarak yüksek düzeyde bir güvenin olduğunu göstermektedir. “Davranışsal Finans: Aşırı Güven (Overconfidence)” yazısını okumaya devam et

Davranışsal Finans: Sürü Davranışı

davranışsal finans

Son dönemdeki en olumsuz mali olaylardan biri internet balonunun patlaması olabilir. Eğer olursa, bu gibi olaylar piyasalarda ilk kez gerçekleşmiş olmayacaktır.

Nasıl böyle felaketvari şeylerin tekrar tekrar olmasına izin verilebilir?

Bu sorunun cevabı, bazı insanların toplu hareket eden bir insan niteliği olduğuna inanıldığında bulunabilir: bireylerin daha büyük bir grubun eylemlerini (rasyonel veya irrasyonel) taklit etme eğilimi olan sürü davranışları göstermeleridir. Bununla birlikte, bireysel olarak, çoğu insan aynı seçimi yapmaz.

Sürü davranışının oluşmasının birkaç nedeni vardır. Birincisi toplumsal uygunluk baskısıdır. Muhtemelen tecrübelerinden dolayı bunun güçlü bir kuvvet olabileceğini biliyorsunuzdur. Bunun nedeni, çoğu insan çok girişken ve dışlanmış olarak markalanmak yerine bir grup tarafından kabul edilme isteğine sahip olmasıdır. Dolayısıyla, o gruba üye olmak için grubun izinden gitmek ideal bir yoldur. “Davranışsal Finans: Sürü Davranışı” yazısını okumaya devam et

Davranışsal Finans: Kumarbazın Hatası

kumarbazın hatası

Finans eğitimi serüveninizde bu makaleden yeterince faydalanabilmeniz için öncelikle sitemizdeki davranışsal finans konusundaki diğer makaleleri okumanızı öneririz. Zira bu yazılar birbirinin devamı niteliğinde olup, bazı makaleler konuyu bir önceki makalenin bıraktığı yerden devam ettirmektedir.

**

Konunun bu aşamasında olasılık meselesine geldiğimizde ise, bir anlayış eksikliğinin yanlış varsayımlara ve olayların başlangıcı hakkında öngörülere neden olabileceğini belirterek başlayalım. Bu yanlış varsayımlardan birine kumarbaz fikrinin denenmesi denir.

Kumarbazın yanlışı (gambler’s fallacy), bir kişi bir rastgele olayın başlangıcının olayın  bir dizi olaydan sonra oluşma olasılığının düşük olduğuna yanlışlıkla inanmaktadır. Geçmiş olaylar, belirli olayların gelecekte ortaya çıkma ihtimalini değiştirmediği için bu düşünce yanlıştır. “Davranışsal Finans: Kumarbazın Hatası” yazısını okumaya devam et

DAVRANIŞSAL FİNANS – DOĞRULAMA VE ÖNYARGILAR

finansal önyargılar

Davranışsal finans seri makale çalışmamıza Davranışsal Finans Nedir? yazımızla başlamıştık. Ardından Zihinsel Demirleme ve Zihinsel Muhasebe yazılarımızla devam etmiştik. Çıktığınız bu finans eğitimi yolculuğunda size işinize yarayacak bir finansal program oluşturmak için çalışmamıza bu yazımız ile devam ediyoruz. Tüm değerli öğrenci arkadaşlarım, serimizin devamı da gelecek, bilginize..

***

Genellikle “görmenin inanmak” olduğu söylenir. Genellikle durum böyle olmakla birlikte, bazı durumlarda algıladığınız şey mutlaka gerçekliğin gerçek bir temsili değildir. Bu, duyularınızla ilgili bir yanlış olduğunu değil, zihinlerin belirli türde bilgi ve olayları işlemekte önyargılar oluşturma eğilimi göstermesini ifade eder.

Bu makalede, doğrulama ve geri izleme önyargılarının algılarımızı ve sonraki kararlarımızı nasıl etkilediğini tartışacağız.

“DAVRANIŞSAL FİNANS – DOĞRULAMA VE ÖNYARGILAR” yazısını okumaya devam et

Zihinsel Muhasebe Nedir? (Mental Accounting)

zihinsel muhasebe

Zihinsel muhasebe (Mental Accounting), kişilerin paralarını paranın kaynağı ve her hesap için kullanım niyeti gibi çeşitli öznel ölçütlere dayalı ayrı hesaplara ayırma eğilimini ifade eder. Teoriye göre, bireyler tüketim kararları ve diğer davranışları üzerinde çoğu zaman mantıksız ve zararlı bir etkiye sahip olan her varlık grubuna farklı işlevler atar.

Birçok kişi zihinsel muhasebe kullanmasına rağmen, bu düşünce hattının gerçekte ne kadar mantıksız olduğunu fark etmeyebilirler. Örneğin insanlar önemli bir kredi kartı borcuna sahipken, çoğu zaman bir tatil veya yeni bir ev için ayrılmış özel bir fonu vardır.

Bu örnekte, özel fondaki para, borç geri ödemesindeki fonların yön değiştirerek faiz ödemelerini arttırdığı ve kişinin net değerini düşürmesine rağmen, aynı kişinin borcunu ödemek için kullandığı paradan farklı olarak muamele görüyor. Basitçe söylemek gerekirse, yılda % 20 oranında faiz tahsil edilen kredi kartı borcu dururken bir kavanozda tasarruf yapmak mantıksızdır (ve zararlıdır). “Zihinsel Muhasebe Nedir? (Mental Accounting)” yazısını okumaya devam et

Zihinsel Demirleme (Çıpa) Nedir? (Mental Anchoring)

zihinsel demirleme

Bir evin iyi, sağlam bir temel üzerine inşa edilmesine benzer şekilde, fikirlerimizin ve düşüncelerimizin geçerli sayılabilmesi için ilgili ve doğru gerçeklere dayandırılmalıdır. Bununla birlikte, bu her zaman öyle değildir. Demirleme (çıpa atma) kavramı, düşüncelerimizi eldeki kararla mantıklı bir ilgisi bulunmamasına rağmen bir referans noktasına eklemek ya da “demirlemek” eğilimine dayanmaktadır.

Olası bir fenomen olmasa da, insanların yeni ve yeni olan kavramlarla uğraştığı durumlarda demirleme oldukça yaygındır.

Bir Elmas Çıpa

Bu klasik örneği ele alalım: Konvansiyonel bilgelik, bir elmas nişan yüzüğünün iki aylık maaşa mal olacağını belirtir. İster inanın ister inanmayın, bu standart zihinsel demirlemenin en mantıksız örneklerinden biridir. İki aylık maaş karşılığı bir kıyaslama görevi görebilirken, kâr getirme endüstrisi tarafından kazanımı maksimize etmek için yaratılmış tamamen ilgisiz bir referans noktasıdır, sevgiyi değerleme değil. “Zihinsel Demirleme (Çıpa) Nedir? (Mental Anchoring)” yazısını okumaya devam et

Davranışsal Finans Nedir?

davranışsal finans

Geleneksel finansal teoriye göre, yatırımcılar çoğunlukla varlıklarını maksimize etmek isteyen rasyonel kişilerdir.  Bununla birlikte, duyguların ve psikolojimizin kararlarımızı etkilediğini, öngörülemeyen veya akılcı olmayan davranışlarda bulunduğumuzu gösteren pek çok örnek var.

Davranışsal finans (behavioral finance), davranışsal ve bilişsel psikoloji teorisini konvansiyonel ekonomi ve finans ile birleştirerek yatırımcıların neden irrasyonel olmayan finansal kararlar vermeye çalıştıklarını açıklayan nispeten yeni bir alandır.

Bu makalemizin sonunda, geleneksel finansal teorilerin açıklayamadığı bazı anormalliklerin daha iyi anlaşılmasını umuyoruz. Buna ek olarak, bazı insanların mantıksız davranmalarına ilişkin bazı bilgiler edinmenizi umuyoruz. Umarım, bu yeni keşfedilen bilgi, finansal kararlar verirken size bir avantaj sağlayacaktır. “Davranışsal Finans Nedir?” yazısını okumaya devam et